2012-2015 yılları arasında rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri onaylanmış ve ruhsat aşamasındaki projemizin konusu Kuzguncuk’ta, ’Küçük Hamam' adı ile bilinen yapıdır.Mütevazi bir ölçekte yapılmış Küçük Hamam; genel bina konturları ve özgün kubbesi dışında büyük oranda zarar görmesine rağmen, özgün mekanlarıyla birlikte günümüze kadar ulaşmıştır.
Proje yaklaşımımızın esasını restorasyon raporundan bir kesit ile özetleyelim:
Eski bir yapıyı gördüğümüzde ne hissederiz...Sarıldığı sarmaşıkla sıvası parçalanmış bir duvara bizi hayranlıkla baktıran şey nedir? Gözümüzü alan, bizi çeken, orada ve o halin içinde olmayı isteten... Gördüğümüz her şey bize öncesini işaret eder. Bir filmin hızında ve netliğinde değilse de , gözümüzün önünde beliren görüntüler yaşamının sürdüğünü söyler bize. Sessizce dinlersek eski günlerine dönmek ve bugüne katılabilmek için neye ihtiyacı olduğunu duyabiliriz.
Basılmaktan erimiş bir mermer eşik, eski tuğla duvarlardaki kat kat boyalar, toprağın icinde kalmış nemli sarnıç, en derin yerinde hiç gün yüzü görmeyen pırıl pırıl su, fil gözlerinden süzülen ışık huzmesi, elinizi uzatıp dokunabildiğiniz külhan kazanının sacı, tavanı bir çırpıda hoyratça parçalanmış soğukluk, zemin mermerinin su yolları, duvar içinde saklanmış tüteklikler... Kuzguncuk’taki Küçük Hamam bu görüntülerle karşıladı bizi. Bakımsız, yalnız ve çok zarar görmüştü. Eksilmiş ve tahrip olmuş parçalarına rağmen; camekan bölümünün galeri boşluğu ya da ılıklık bölümünün zeminindeki büyük mermer blokları ve sıcaklık bölümünün olağanüstü kubbesiyle güçlü bir mekan ve zaman duygusuna sahipti. Temizlik, rölöve ve restitüsyon çalışmaları sırasında farklı saatlerde, farklı amaç ve konsantrasyonlarla içinde olduk... İstisnasız her seferinde söylecek yeni bir sözü oldu.
Küçük Hamam bundan sonrasına nasıl devam etmeli? 100 yıldan daha uzun bir ömrü olan, en az üç nesile hizmet vermiş, iki yangın, en az iki soygun geçirmiş ve nihayetinde de kısmen yıkılmış olan bu yapı nasıl restore edilmeli? “Hakiki”ve “sahici” olanı nasıl bulacağız? İlk ve el değmemiş hali midir gerçek olan, yoksa gözümüzü alan, bizi çeken, orada ve o halin içinde olmayı isteten hali midir? Amerikalı sosyoloji Profesörü Richard Sennett’in “Beraber” adlı kitabından küçük bir alıntı ile yanıtlamaya çalışalım: Tüm bunlar için, yeniden yapılandırma işi, zanaatkarda belli bir alçakgönüllülük gerektirir. Kendi varlığını işin içine katmak restorasyonun amacı değildir, restoratör kendini geçmişin bir aracısı olarak düşünmelidir.